Gothic

Gothic Forumu
 
AnasayfaKapıSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Sevmek mi Sevilmek mi?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
LoRDoFTHeDaRKNeSS
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 96
<b>Ruh Hali :
<br><FONT color=orange><B>Başarı :
100 / 100100 / 100

<FONT color=cyan><B>Güçlülük</FONT& :
100 / 100100 / 100

<FONT color=green><B>Aktiflik</FONT :
100 / 100100 / 100

<FONT color=yellow><B>Kötü İtibar</ :
0 / 1000 / 100

Kayıt tarihi : 19/08/08

MesajKonu: Sevmek mi Sevilmek mi?   Salı Ağus. 26, 2008 2:23 pm

Genç kız nihayet uyanmıştı. Tüm gece boyunca uyumuştu. Gözlerini ovuşturdu. Elbiselerini düzeltti. Şaşkındı.


- Neredeyim ben? Siz kimsiniz?


- Demek dün gece neler olduğunu hatırlamıyorsun?


- Çok içtiğimi hatırlıyorum o kadar...


- Evet, kapıyı sana açtığımda çok sarhoştun gerçekten. Kapıyı açar açmaz bana ilk söylediğin söz suydu:


"Ben
Tanrı'nın hediyesiyim" Genç kız bu söz karşısında utancını
gizleyemiyordu. Bir şeyler söylemek istiyor ama nereden başlayacağını
da bilemiyordu. Şaşkınlığını biraz olsun gizlemek için:


- Peki ya sonra ? dedi.


-
İşin doğrusu ben Tanrı'dan böyle bir hediye beklemiyordum. Şaşırdım bir
an. Gerçeği arayan birisine senin gibi bir serabın gösterilmesi doğal
gelmedi bana. Ben bunları düşünürken sen de şu anda yattığın yerde
sızıp kaldın zaten.


- Dün geceden beri yerde mi yatıyordum? Diye sordu şaşkınlıkla.


-
Evet, düşüp sızdığın yerden kaldırmadım. Biliyorsun seraba dokunulmaz.
Bütün gece Tanrı'nın seni almasını bekledim. Ama görüyorsun ki hala
gelmedi. Sahi söyler misin sen hangi Tanrı'nın hediyesisin böyle?


Ferda sitem dolu bir utangaçlıkla:


- Lütfen benimle alay etmeyin, dedi.


-
Alay etmiyorum. Sadece seni anlamaya çalışıyorum. İstersen önce sana
bir kahve yapayım da kendine gel. Kemal kahveleri getirdiğinde Ferda
biraz olsun kendine gelmişti. Üzerindeki yabancılığı atmaya, doğal
olmaya çalışıyordu.


- Benim adim Ferda. İki sokak ilerideki
sitelerde oturuyorum. Dün gece için özür dilerim. Arkadaşlarla
yasadığım bir çılgınlıktı o kadar. Çok utanıyorum.


- Ben de Kemal. Bu evde tek başıma yaşıyorum. (Bir an duraksadı Kemal). Senin hakkında ne düşündüğümü merak ediyorsun değil mi?


- Biraz öyle...


- Hiç... Hiçbir şey düşünmedim.


- Neden?


- Özel olarak hiçbir insan üzerinde düşünmem pek.


- Gecenin yarısında kapını çalıp evinde yatan bir kız hakkında bile mi?


- Evet...


- Çok garip bir insansın.


Kemal sustu... ve sonra


- Söylesene maskeli bir baloda insanların gerçek yüzlerini tanımak mümkün müdür sence?


- Tabii ki değil.


-
İşte şu toplumda gördüğün bir çok insan ve sen... Hepiniz
maskelerinizle yaşıyorsunuz. Su toplum maskeli bir balodan farksızdır
bence. Hem de zamana, kişilere ve olaylara göre her an değişen
maskelerin kullanıldığı bir balo... Bu yüzden pek anlamlı gelmiyor bana
insanlar üzerinde düşünmek.


- Kendini soyutluyorsun insanlardan.


-
Öyle de denebilir. Zaten toplum ferdin en büyük düşmanıdır bence. Bu
yüzden insanlardan hiçbir şey almamayı yeğliyorum. Buna rağmen her
şeyimi vermeye de hazırım onlara.


- İnsanların sevgisini de reddeder misin, örneğin?


- En başta onu. Bugünün sahte sevgileri bir insanin kalbini yaralamak için seçilen en tehlikeli yoldur.


- Ama insan hiç sevilmeden yasayamaz ki...


-
Bunda yanılıyorsun. İnsan sanıldığının aksine sevilerek değil severek
yaşar. İnsan sevilmek ihtiyacında olan zayıf bir varlık değildir.
Kısacası sorun bence sevilmek değil sevmektir.


- Sevdiğin halde sevilmiyorsan?


-
Sevilmek senin sorunun değil onun sorunu. Bence sevmek bir insanı kendi
içinde hissetmendir. Sevilmek ise kendini bir insanin içinde hissetmen.
Anlayabiliyor musun? Sevmek seni zenginleştirir, sevilmek değil. Bunu
evreni kapsayacak şekilde de düşünebilirsin.


- Nasıl yani?


-
Evrensel anlamda sevmek kainatı kendinde seyretmek, sevilmek ise
kendini kainatta seyretmektir. Ferda'nın kafası karışmıştı. Hiç bu
kadar derinlemesine düşünmemişti sevgi üzerine.


Bunu fark eden Kemal:


-
Bunları bir anda anlamak sana güç gelebilir. Ama biraz düşünürsen
umarım anlayabilirsin. Şunu unutma ki insanlık bugün ikinci tas devrini
yaşıyor. Birinci taş devrinde insanlar yumuşacıktı. Sevgi sayesinde her
şey yumuşacıktı. Sadece evleri ve aletleri taştandı. Simdi ise her
şeyimiz yumuşacık, yüreklerimiz taş gibi. Hatta taştan da katı. Çünkü
öyle taslar vardır, üzerlerinde otlar yetişir ve öyleleri de vardır
ki... Kemal'in gözleri nemlendi bunları söylerken. Yılların acılarını,
ihanetlerini, buruklukların, kelimelere döküyordu aslında. Ağlamaklı
bir hale dönüşüyordu sesi kesik kesik...


Uzun bir sessizlik
oldu. Bütün bir hayat şeridi geçti Ferda'nın gözleri önünden. Eğer
Kemal'in anlattıkları doğruysa sevgi hiç olmamıştı hayatında. Bir anda
gözleri duvarda bir çerçevede olan mısralara takıldı:


"Donuk
sevgiler çağındayız Sıcak sevgiler cehennemde yanıyor Sevgi...
Yaşanmayacak kadar güzel, Fark edilmeyecek kadar sade, Duyulmayacak
kadar doğaldır."


Kemal duvarda ağlayan bir çocuk portresi gösterdi Ferda'ya:


-
Biliyor musun bir çocuğa verilecek en değerli besin şefkattir. Ve de
cesaret. Bunlar öyle hassas bir dengeye sahiptir ki, denge bozuldu mu
işte şu insanları görürsün karşında... Şefkat ve cesaret kurbanları...
Kimileri aşırı şefkatin yanında cesaretsiz büyütülürler. Bu insanlar
küçücük bir dünya kurmak isterler kendilerine. Güçsüzdür bu insanlar,
kolayca kırılırlar. Dünya çok acımasızdır öylelerine göre...
Kendilerini sevecek birilerini ararlar hep. O kadar yoğunlaşırlar ki
bazen şiddetli bir arzuyla birine doğru akmak isterler. Cesurca
sevemezler. Cesareti öğrenememiştir bu insanlar. Öte yandan da cesur
insanlar... Dünyayı bile devirebilirler. Ama basit bir sevgi oyunuyla
kolayca yıkılıverirler. Dünyayı titretecek cesareti taşıyan bu insanlar
kalplerine dokunan bir parmakla diz üstü çöküverirler yere. Ve su
sözleri duyar gibi olursun onlardan: " Dağ düştü üstümüze Yıkılmadık
ama İnsan değdi tenimize Acısı yıktı bizi...! Cesaret onları o kadar
sertleştirmiştir ki sevdikleri insanı kolları ile kalpleri arasında
neredeyse öldürür.


Kemal sustu birden. Ferda bir şeylerin olduğunu hissetmişti. Çözmek istiyordu Kemal'i.


- Niye sustun?


- Bana ne şefkati öğrettiler nede cesareti.


- Ama tüm bunları biliyorsun sen


- Nasıl olduğunu merak ediyorsun değil mi, anlatayım. Bir an durdu sonra:


- İnsanların nefretinden sevgiyi, ihanetlerinden sadakati, korkaklıklarından cesareti öğrendim.


- İnsanlar bu kadar acımasız mi? Gerçekten seven insanlar yok mu hiç?


-
Bırak sevgilerini gülmeleri bile doğal değil onların. Seni senin için
değil kendileri için severler. O kadar iyi o kadar güzel ve o kadar
haince severler ki hayran olmamak elde değil biliyor musun? Sevgi ve
ihaneti sanatsal bir uyarlamayla o kadar güzel sahneye koyarlar ki son
sahnede öleceğini bile bile seyredersin oyunu. Mükemmel bir katildir
onlar. Seve seve öldürürler seni. Dudaklarından sevgi sözcükleri
yükselir. Yapacağın tek şey gözlerini kapatıp sevgi atmosferi içinde
sevgi sözcüklerinin sağanak yağmuru altında ölümü beklemendir. Anlıyor
musun?


- Sen sevilmekten korkuyorsun


- Belki...


-
Neden? - Neden mi? Ben her insani kalbime misafir edebilirim,
sevebilirim yani. Kalbimden eminim çünkü. Sevdiğim insani rahatsız
edecek hiçbir şey yok kalbimde. Ama kimsenin kalbine girmek istemem.
Çünkü bilmiyorum nelerle karsılaşacağımı. Bilmiyorum hangi tuzaklar
bekliyor beni. Ve bilmiyorum o insan bunlardan haberdar mı?


-
Fikirlerimi alt üst ettin. Her şey karıştı. Sevmek sevilmek, nefret
sevgi... Hatta şu ana kadar gerçekten yaşayıp yaşamadığımı düşünüyorum.


- Aslında sana anlattığım her şeyi kendinde bulabilirsin.


- Nasıl?


- Kendini tanıyarak... Yalnız kaldığın anlarda...


- Yalnızlıktan kaçmışımdır hep...


-
Yalnızlıktan kaçmak kendinden kaçmaktır. Bir düşünsene, doğarken de
yalnızsın, ölürken de. O halde yasarken yalnızlıktan kaçmak anlamsız
değil mi?


- Yalnızlıkta insan ne bulabilir ki sıkıntı ve boşluktan başka?


-
Kendini gerçekten tanıyabilseydin uzaydaki derinlikten daha derin bir
iç uzayın olduğunu görebilirdin. Bizler ruhumuzu öldürüyor sonra başına
geçip ağıt yakıyoruz... Benliğindeki zenginliği fark etseydin dünyada
ikinci bir insan aramazdın biliyor musun?


- Anlamadım!


- Dünyada bir tek kişi vardın aslında. O bir tek kişinin içinde beş milyar insan.


- Benliğim bu kadar kalabalık mi?


-
Evet. Benliğin tüm varlığın merkezidir. Tüm acılar ve sevinçler
yüreğinde gizlidir senin. Ölenleri yüreğine gömdüğün gibi doğacak
çocuğun kalbi de senin içinde atar. Hem acıyı hem sevinci yaşarsın iç
içe, yan yana... Hatta o kadar acı çekersin ki acı, acı olmaktan
çıkar...


- Sözlerin çok karışık.


- Belki haklısın
bu konuda. Bazı insanlar başlı başına paradokstur. Düşünceleri de öyle.
İnsanlar paradoksal düşünmeye alışık değiller. Bu yüzden
anlaşılmıyoruz. Zaman bir hayli ilerlemişti. Ferda izin istedi. Zihni o
kadar dağılmıştı ki hiçbir şey söylemeden çıktı evden. Bütün gece
boyunca Kemal'in sözleri ile uğraştı Ferda. Bazen onu anladığını
düşünüyor, bazen saçmaladığına karar veriyordu. Her şeye rağmen
hayranlık duyuyordu ona. Ara sıra arkadaşlarına anlatmak istiyordu onu.
Ama kimsenin anlamayacağından emindi. Günler geçiyor, yüreğinde
Kemal'e, karşı konulmaz bir sevgi taşıdığını hissediyordu Ferda. Her
geçen gün biraz daha büyüyordu sevgisi. Aylar geçmiş ama bir türlü ona
gitmeye karar verememişti. Çekiniyordu. İnsanlardan bu kadar uzak biri
onun gibi deli dolu bir kızı ciddiye alır miydi? "Hiç kimse sevgiyle
dirilmeyecek kadar ölmüş değildir hiçbir zaman". Evet, bu söz de onun
değil miydi? Nihayet karar verdi Ferda. Gitmeli ve ona sevdiğini
söylemeliydi.


Ferda Kemal'in evine gittiğinde büyük bir şaşkınlık geçirdi. Evde kimse yoktu, taşınmıştı... Evin bekçisi yaklaştı Ferda'ya:


- Kızım, adinizi öğrenebilir miyim?


- Adım Ferda, Kemal Bey taşındı mi?


-
Evet kızım, taşındı. Ve kimseye söylemedi nereye gittiğini, bana bile.
Bir mektup bıraktı sana. Gelirse verirsin dedi. Ferda mektubu aldı.
Tereddütlü adımlarla evine gitti. Yıkılmıştı. Derin bir boşluk hissetti
yüreğinde. Birden ümitle doldu yüreği. Belki de onu yanına çağırıyordu.


Sabırsızlıkla
mektubu açtı. "Ey sevgili, Seni sevip sevmediğimi söylemeyeceğim. Ama
sevgiyi öğretebildim sana sanırım (ne kadar öğretilebiliyorsa). Dilerim
kalbine kalbimden verdiğim şey yüreğinde yeşerip meyve verir. Böylece
ne sen bende kaybolacaksın, ne de ben sende. Sen beni kendinde, ben
seni kendimde bulmuş olacağım. O zaman hiç ayrılmayacağız.


Sakin
sevgimle seni tuzağa düşürdüğümü sanma. Sevgi hayatin hem çekirdeği hem
de meyvesidir. Bir ağaç, meyvesiyle seni kendine çağırıyorsa bu bir
aldatma sayılmaz. Unutma ki ağaç meyvesine çağırır, kendisine değil.


Ey
sevgili, Sen bir sığınak arıyorsun ama ben durulmaz bir fırtınayım. Sen
kendinin sakini olmak istiyorsun ama ben evrenin sakini olmak
istiyorum. Sen olmayacak bir barışı arıyorsun. Bense tüm kötülüklerle
savaşmak istiyorum. Sen küçücük bir çocuksun. Ama ben küçükken çok
büyüdüm. Sen dünyadan kopup yıldızlara sığınmak istiyorsun. Bense
kendimi yeryüzüne karşı sorumlu tutuyorum. Sen bir ağacın gölgesine
sığınıp yaşamak istiyorsun. Bense ülkemi arıyorum. Yolları aydınlık,
insanları ümitli ve huzur dolu olan bir ülke. Sen bende kaybolmak
istiyorsun ama ben seni kaybetmek istemiyorum. Sen susuyorsun, bense
haykırıyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gothicfanclub.foruml.biz
LyNn
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 323
Nerden : Darkness
<b>Ruh Hali :
<b>Tuttuğu Takım :
<br><FONT color=orange><B>Başarı :
100 / 100100 / 100

<FONT color=cyan><B>Güçlülük</FONT& :
100 / 100100 / 100

<FONT color=green><B>Aktiflik</FONT :
100 / 100100 / 100

<FONT color=yellow><B>Kötü İtibar</ :
0 / 1000 / 100

<br><FONT color=cyan><B>İleti< : Though You're Still With Me I've Been Alone All Along
Kayıt tarihi : 19/08/08

MesajKonu: Geri: Sevmek mi Sevilmek mi?   Salı Ağus. 26, 2008 8:58 pm

tskler

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
emo girl
Yeni Üye
Yeni Üye


Mesaj Sayısı : 17
Yaş : 23
<b>Ruh Hali :
<b>Tuttuğu Takım :
<br><FONT color=orange><B>Başarı :
0 / 1000 / 100

<FONT color=cyan><B>Güçlülük</FONT& :
0 / 1000 / 100

<FONT color=green><B>Aktiflik</FONT :
0 / 1000 / 100

<FONT color=yellow><B>Kötü İtibar</ :
0 / 1000 / 100

Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: Geri: Sevmek mi Sevilmek mi?   Salı Ağus. 26, 2008 11:34 pm

güzelmiş paylaşım için teşekkürler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
-fnd-
Yeni Üye
Yeni Üye


Mesaj Sayısı : 10
<b>Ruh Hali :
<b>Tuttuğu Takım :
<br><FONT color=orange><B>Başarı :
0 / 1000 / 100

<FONT color=cyan><B>Güçlülük</FONT& :
0 / 1000 / 100

<FONT color=green><B>Aktiflik</FONT :
0 / 1000 / 100

<FONT color=yellow><B>Kötü İtibar</ :
0 / 1000 / 100

<br><FONT color=cyan><B>İleti< : !..FuNdA..!
Kayıt tarihi : 05/09/08

MesajKonu: Geri: Sevmek mi Sevilmek mi?   C.tesi Eyl. 06, 2008 12:39 pm

ilk başta uzun diye okumicaktım ama okumaya değermiş...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Sevmek mi Sevilmek mi?   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sevmek mi Sevilmek mi?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Küçük İskender
» sevmek

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gothic :: Eğlence :: Aşk :: Aşk Yazıları-
Buraya geçin: